MUĞLA:EGE’NİN İNCİSİ, TÜRK TURİZMİNİN GÖZ BEBEĞİ
EGE’NİN İNCİSİ, TÜRK TURİZMİNİN GÖZ BEBEĞİ MUĞLA
Türkiye'nin güneybatısında, Ege Denizi’yle Akdeniz’in kucaklaştığı köşededir Muğla. Büyük kısmı Ege’de olsa da Akdeniz’e de uzanan kıyılarıyla Türkiye'nin en uzun sahil şeridine sahip olan kent, yılın dört mevsimindeki doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyüler.
Muğla adeta doğanın insanlara armağanıdır. Turkuaz renkli denizin dantel gibi ördüğü kıyılarında çok sayıda koy, körfez ve yarımada bulunur. Topraklarının yaklaşık %74'ü orman ve fundalıklarla kaplıdır. Denize kadar inen çam ağaçlarının gölgesinde, kekik, adaçayı, hayıt kokuları içinde yüzersiniz koylarında.
Muğla, zengin biyolojik çeşitliliği, endemik türleri ve eşsiz ekosistemleri nedeniyle Türkiye'nin en fazla koruma alanına sahip illerindendir. Sınırları içerisinde milli parklardan özel çevre koruma bölgelerine, tabiatı koruma alanlarından sulak alanlara kadar pek çok farklı statüde koruma bölgesi bulunur.
Marmaris Milli Parkı:Sulak alanlara, antik şehirlere ve yaban hayata (yaban keçisi ve kirpi gibi) ev sahipliği yapan büyük ulusal parktır.
Saklıkent Milli Parkı: Seydikemer sınırlarında yer alan, yer yer 300 metre derinliğe ulaşan ve dünyanın en dik kanyonlarından biri olan Saklıkent Kanyonu'nun bulunduğu bir doğa harikasıdır.
Köyceğiz - Dalyan Özel Koruma Alanı: Yaklaşık 461 km²'lik bir alanı kapsayan bu bölge, Türkiye’nin ilk özel çevre koruma alanıdır. Endemik sığla ormanlarını, İztuzu Plajı'ndaki Caretta caretta deniz kaplumbağası yuvalama alanlarını ve Dalyan deltasını korur.
Gökova Özel Koruma Alanı: Azmak Nehri'nin berrak sularını ve Gökova Körfezi'nin hassas deniz ekosistemini koruma altında tutar.
Datça - Bozburun Özel Koruma Alanı: Akdeniz ve Ege'nin birleştiği yarımadada, biyolojik çeşitlilik ile zeytin/badem habitatlarının korunmasını sağlar.
Kartal Gölü Tabiatı Koruma Alanı: Beyağaç yakınlarında yer alan ve Türkiye’nin, bazıları 1000 yaşın üzerinde olan en yaşlı Karaçam ormanlarına ev sahipliği yapan alpin kuşak koruma alanıdır.
Sırtlandağı Halep Çamı Tabiatı Koruma Alanı: Milas ilçesinde, Akdeniz genelinde nesli tehlikede olan saf Halep çamı (Pinus halepensis) orman yapısını korumak amacıyla ilan edilmiştir
Bafa Gölü Tabiat Parkı: Milas ile Aydın sınırında yer alan göl; her yıl binlerce göçmen kuşa ev sahipliği yapmasının yanı sıra Latmos (Beşparmak) Dağları'nın 8 bin yıllık kaya resimlerini korur.
Çubucak Tabiat Parkı: Marmaris-Datça yolu üzerinde, Hisarönü Körfezi kıyısında denizle Kızılçam ormanının birleştiği, biyoçeşitliliği yüksek bir ekosistemdir.
Girdev Gölü: Muğla'nın önemli mahalli sulak alanlarından biri olup yüksek rakımlı bir kuş cennetidir.
MUĞLA’DA TARIMSAL ÜRETİM
Muğla, elverişli Akdeniz iklimi, verimli kıyı ovaları ve zengin su kaynakları sayesinde, turizmin yanı sıra Türkiye’nin en önemli bitkisel üretim ve tarım merkezlerinden biridir. İl genelinde zeytincilik, narenciye üretimi, örtü altı seracılık ve coğrafi işaretli özel ürünler, ekonomik hayatta büyük bir paya sahiptir.
Narenciye / Turunçgiller: Ortaca, Dalaman ve Fethiye gibi,kış aylarında don riskinin düşük olduğu ılıman kıyı ovalarında portakal, mandalina, limon ve greyfurt üretimi yoğunlaşır. Özellikle erkenci mandalina çeşitleri pazara ilk giren ürünler arasında yer alır.
Seracılık ve Turfanda Sebzecilik: özellikle Fethiye, Seydikemer ve Ortaca’daseracılık faaliyetleri, modern naylon ve cam seralarda domates, salatalık, biber ve patlıcan gibi ürünlerle kış ve bahar döneminde iç piyasanın sebze ihtiyacına büyük katkı sağlar.
Özel ve Endemik Ürünler: Datça Yarımadası'nda Datça Nurlu Bademi, Köyceğiz-Marmaris hattında ise Sığla ağacından, kozmetik ve eczacılıkta kullanılan sığla yağı gibi nadir tarımsal değerler üretilir.
Halk arasındaki adı “günlük ağacı”olan Anadolu sığla ağacı, milyonlarca yıllık geçmişiyle buzul çağlarından bugüne ulaşmayı başarmış çok özel, endemik bir ağaç türüdür. Dünya üzerinde sadece çok sınırlı coğrafyalarda, en yoğun olarak ise Muğla'nın Köyceğiz, Marmaris, Fethiye, Dalaman ve Ula ilçelerinin, taban suyu yüksek nemli dere kenarlarında ve bataklık ormanlarında doğal olarak yetişir. Ortalama 200 ila 300 yıl kadar yaşayabilen ağacın gövdesine bahar ve yaz aylarında kontrollü ve geleneksel yöntemlerle çizikler atılır. Ağacın kendini korumak için salgıladığı reçineden sığla yağı (balzam) elde edilir.
Sığla yağının, Antik Mısır'da firavunların mumyalanmasında, Kleopatra'nın güzellik rutinlerinde ve Roma hamamlarında şifa/esans amaçlı kullanıldığı tarihi kayıtlarda yer alır. Günümüzde antiseptik özelliği sayesinde ülser, gastrit, reflü gibi mide rahatsızlıklarında, cilt yanıklarında, kesiklerde ve yara izi kalmamasını sağlayan merhemlerde yaygın olarak kullanılmakta, yağı damıtıldıktan sonra kalan kabuğu ayrıca tütsü (günlük buhuru) olarak değerlendirilmektedir.

Zeytin ve Zeytinyağı üretimi: Muğla genelinde sayıları 17 milyona ulaşan zeytin ağaçlarının büyük kısmı Milas başta olmak üzere Bodrum, Datça ve Menteşe hattında yetiştirilir. Zeytinyağı üretimi, geleneksel ve modern tesislerin bir arada kullanıldığı en önemli tarımsal sanayi kollarından biridir. Bölgede hasat dönemi genellikle ekim ayında başlar ve şubat ayına kadar sürer.Milas zeytinyağı Avrupa Birliği (AB) coğrafi işaretine sahip, uluslararası düzeyde bilinen bir değerdir.
Yatağan ilçesine bağlı Turgut (Turgutlar) Mahallesi başta olmak üzere bazı yörelerde ise zeytin, atadan kalma geleneksel bir yöntem olan insan ayağıyla çiğneme usulüyle suyundan ve posasından ayrıştırılır. Bu şekilde elde edilen zeytinyağına “ayak yağı” denilmektedir. Teknolojik fabrikaların ve modern sistemlerin yaygınlaşmasına rağmen bu kültürel mirası yaşatan yerel halk, bu yağı hem lezzeti hem de geleneksel kullanım amaçları nedeniyle özel olarak üretmeye devam etmektedir.
MUĞLA’DA HAYVANCILIK
İl genelinde hayvancılık faaliyetleri tek bir alana sıkışmamış; arıcılık, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık olarak farklı alt sektörlerde rekor üretim seviyelerine ulaşmıştır.
Arıcılık:Muğla, dünya çam balı üretiminin yaklaşık %80-90'ını tek başına karşılayan, 810 binden fazla arılı kovan varlığı ve yaklaşık 4 bin 700 kayıtlı üreticisiyle Türkiye'nin ve dünyanın arıcılık başkentidir. İlin kıyıları ve çam ormanlarıyla kaplı dağları, sadece yöre halkına değil, her mevsim dışarıdan gelen binlerce gezgin arıcıya da ev sahipliği yapar.
Muğla'nın ılıman kış iklimi, arı kolonilerinin yıl boyu hayatta kalmasını ve gelişmesini sağlar. Ayrıca bölgedeki narenciye, badem bahçeleri ve endemik Sığla ağaçları arılara eşsiz bir nektar kaynağı sunar. Bölgedeki kızılçam ormanlarında yaşayan ve Marchalina hellenica adı verilen Basra böceğinin salgıladığı özsuyun arılar tarafından işlenmesiyle elde edilen coğrafi işaretli Muğla çam balı, kristalize olmayan yapısı ve aromasıyla dünyada benzersizdir.
Dünya çam balı başkenti olan Muğla’nın asırlık arıcılık mirasını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Menteşe’de Türkiye'nin Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı ilk arıcılık müzesi olan “Özel Muğla Arıcılık Müzesi” kurulmuştur.Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği (MAYBİR) tarafından tamamen kendi imkanlarıyla kurulan müze 2010 yılında ziyarete açılmıştır.
Büyükbaş Hayvancılık: Muğla'da açık ahır sistemleri ve yem bitkisi silaj üretiminin gelişmesiyle büyükbaş hayvancılık modern tesislerle büyümektedir. Büyükbaş hayvancılığın ve süt sığırcılığının en yoğun yapıldığı ilçeler Milas ve Seydikemer'dir. Bu iki ilçe, ilin et ve süt ihtiyacının çok büyük bir kısmını üstlenir.
Küçükbaş Hayvancılık: Bölgenin maki örtüsü ve engebeli coğrafi yapısı, özellikle keçi yetiştiriciliği için doğal bir avantaj sunar.Küçükbaş hayvancılığın en yoğun kümelendiği ilçeler Milas, Menteşe, Seydikemer ve Yatağan'dır.
Balıkçılık:Muğla, Ege ve Akdeniz'in birleştiği bin 480 kilometrelik sahil şeridiyle hem ticari balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğinde hem de kıyıdan amatör olta balıkçılığında Türkiye'nin en zengin illerindendir. Levrek, lüfer, barakuda, çipura, sargoz, mırmır, sinarit, karagöz ve lidaki önde gelen balık türleridir.
Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça ve Akyaka bölgeleri hem profesyonel tekneler hem de hobi amaçlı oltacılar için popüler meralara ev sahipliği yapar. Akyaka ve Gökova Körfezi’ndeazmak nehrinin ağzı ve Akçapınar sahili levrek avcılığı için oldukça verimlidir.Bodrum Yarımadası’nda ise Gümüşlük koyu, Yalıkavak marina dışı ve Güvercinlik mendireği levrek, barakuda ve mırmır avı için tercih edilir.Fethiye ve Göcek’tesahil parkı, Darboğaz koyu ve Ölüdeniz lagün çevresi sargoz, levrek ve lüfer grubu balıkları barındırır.Marmaris ve Datça’da İçmeler, Turunç limanı ve Knidos antik limanı çevresi kaya balıkları, melanur ve sinarit denemeleri için el verişlidir.
Murat Tüzel
Yeni Parti İstanbul İl Turizm Komisyon Başkanı
Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi