Günümüz turizminde oldukça popüler olan “her şey dahil”sistemi mercek altında...

Günümüz turizminde oldukça popüler olan “her şey dahil”sistemini artıları ve eksileriyle birlikte inceleyelim.

27 Ocak 16:56

TÜRK TURİZMİNİN EN KONFORLU YANILGISI: HER ŞEY DAHİL

Günümüz turizminde oldukça popüler olan “her şey dahil”sistemini artıları ve eksileriyle birlikte inceleyelim. 

Bu sistem, müşterilerine başta peşin ödeme yaptırarak tatil süresince başka herhangi bir ekstra ödeme istememekte, böylece finansal işlemleri minimuma indirgeyerek tatilcilerin tatilleri boyunca para ile ilgili kararlar alma zorunda kalıp mali kaygıve sorun yaşamalarının önüne geçmektir. 

İlk olarak 1950’lerin ortalarında İspanya’nın Mayorka Adası’ndaki Club Mediterranean’da başlatılan “her şey dahil” uygulaması daha sonra hızla yayılmış ve global ölçekte uygulanmaya başlanmıştır. 1960 ve 1970’li yıllarda ise “clup tatil” konsepti altında lüks şato ve saraylarda zengin turistlere yönelik, her ihtiyacı karşılayan özel bir tatil deneyimi olarak popülerlik kazanmıştır.   

Türkiye’de ise bu konseptin öncüsü Marco Polo Tatil Köyü olmuştur. 1990’ların başında Akdeniz ve Ege sahillerindeki doluluk oranlarını yükseltmek için bir pazarlama stratejisi olarak benimsenmeye başlayan “her şey dahil” sistemi zamanla Türkiye’nin her yanına yayılmıştır. Türkiye’deki hızlı yayılımının ardında yabancı tur operatörlerinin artan talepleriyle birlikte, hem Türkiye’deki hem de rakip ülkelerdeki benzer işletmelerin benzer uygulamaları bulunmaktadır. 

Ancak son yıllarda bu sistemin vardığı nokta gerçekten düşündürücü. Artan otel sayısı, kalifiye personel eksikliği ve müşteri profili, bu sisteminin sorgulanma vaktinin geldiğini gösteriyor. “Her şey dahil” konsepti altında binlerce turiste hizmet veren işletmeler adeta küçük bir şehir gibi. Turist otelden çıkmıyor; yemeğini otelde yiyor,  içeceğini otelde içiyor, eğlencesini otelde yaşıyor. Denize bile otelin sınırları içinde giriyor. 

Sonuçta sokaklar boş kalıyor, restoranlar müşteri bulamıyorlar. Müzelerin ziyaretçisi azalıyor, yerel üreticiler sisteme entegre olamıyor. Turizm varmış gibi görünüyor ama şehirde turist göremiyorsunuz. Daha da kötüsü, “her şey dahil” sisteminin bedelini doğa ve emek ödüyor. Aşırı gıda israfı, kontrolsüz su ve enerji tüketimi, personelin düşük ücretli yoğun çalışması;sürdürülebilirlik söylemleriyle süslenen broşürlerin arkasında ağır bir çevresel yük bırakıyor. 

“Ben parasını verdim, istediğim kadar alırım,” anlayışıyla hareket eden turist, inanılmaz bir israf yaratıyor. Tepeleme doldurulan tabaklar yarısı dahi yenmeden masalarda bırakılıyor, bir yudum içip bırakılan su şişeleri de öyle. Yemek zamanları ayrı izdiham, metrelerce kuyruk oluşuyor. 

Artık şunu kabul etmeliyiz: “Her şey dahil” sistemi Türkiye’yi ucuzlatıyor. Ucuzlayan tatil paketleriyle birlikte kültürümüz, mutfağımız, şehirlerimiz ve emeğimiz de ucuzluyor. Bu sistem ilk bakışta başarılı gibi görünen ama derinlemesine incelendiğinde Türk turizmini ucuzlatan, tekdüze ve tüketici bir yapıya mahkum eden bir modeldir. 

Dünya turizmi ise artık bambaşka bir yöne gidiyor. Deneyim arayan, yerel tatları keşfetmek isteyen, kültürle temas kuran, şehri yürüyerek tanımak isteyen bir ziyaretçi profili yükseliyor. Biz ise hala otel bilekliği ile turizmi ölçmeye çalışıyoruz. Otellerimizde bir sanayii anlayışıyla yapılan servisin kalitesi son derece düşük. Bunda, ekonomik şartlar yüzünden kısıtlanan personel sayısı da önemli rol oynuyor. Bakan Ersoy’a ait otellerde ise iki erkek aynı odada kalamıyor. Türk turizmine, böylesi bir çağ dışılık eşlik ediyor. 

                                            \"\"

Çözüm radikal olsa da imkansız değil. “Her şey dahil” modelini bir gecede kaldırmak gerçekçi olmaz ama bu sisteme bir standart getirilmeli ve şehir merkezli ve kültür odaklı destinasyonlar, “her şey dahil” modelinin dışına çıkarılmalıdır. “Her şey dahil” sistemi doğru yönetildiğinde ise hem misafiri hem işletmeciyi hem de bulunduğu bölgeyi memnun edecek bir model haline getirilebilir. İsrafın önlenmesi hem otellerin maliyetlerini azaltacak hem de ülkemizin kaynaklarını koruyacaktır. 

Yeni yatırımlara teşvik verilmeli, dönüşmek isteyen işletmeler desteklenmelidir. Oda-kahvaltı, yarım pansiyon, gastronomi ve deneyim odaklı turizm yaygınlaştırılmalıdır. Yerel işletmelerle entegre, bisiklet ve yaya dostu, çevreye duyarlı bir anlayış artık bir tercih değil, zorunluluktur. 

Türk turizmi uzun yıllardır rakamlarla övünüyor. Ziyaretçi sayısı artıyor, oteller doluyor, sezonlar uzuyor. Ama kimse şu soruyu sormuyor: Bu büyüme kime yarıyor? Yazık ki bu büyüme ne yerel esnafa, ne kültüre, ne de ülke ekonomisine yarıyor. Artık turizmi rakamlarla değil, katma değerle ölçmenin zamanı geldi. Aksi halde rekorlar kırmaya devam ederiz ama kazanan yine Türkiye olmaz. 

Toparlayacak olursak; 

- “Her şey dahil” sistemi turist sayısını artırır: Sabit fiyatlı paketler özellikle aileler ve bütçe odaklı turistler için caziptir.

- Doluluk oranlarını yükseltir: Sezon dışı dönemlerde otellerin ayakta kalmasını sağlar.

- Gelir öngörülebilirliği sağlar: Oteller için planlama ve maliyet kontrolü kolaylaşır.

- Uluslararası pazarda rekabet gücü kazandırır: Türkiye gibi destinasyonları cazip kılar.

Bunlara karşın;

- Yerel esnafın gelirini azaltır: Turistler otel dışına daha az çıkar.

- Turizm gelirleri otel içinde yoğunlaşır: Bölgesel kalkınma sınırlanır.

- Hizmet kalitesi düşebilir: Kitle turizmi standartlaşmaya yol açar.

- Kültürel etkileşim azalır: Turist–yerel halk teması zayıflar.

- Sürdürülebilirlik sorunları yaratır: Aşırı tüketim ve çevresel baskı artar.

 

Sonuç olarak, “her şey dâhil” sistemi kısa vadede turizm hacmini büyütürken, uzun vadede nitelikli, sürdürülebilir ve yerel ekonomiyi destekleyen turizm açısından dikkatli yönetilmesi gereken bir modeldir.

 

Murat TÜZEL

CHP İstanbul İl Başkanlığı Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı

Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

Uyarı! Bu sitede yer alan tüm içerikler, "5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu" uyarınca tescil ve koruma altındadır. Kısmen dahi olsa; basılı şekilde ya da internet üzerinde, izinsiz çoğaltılıp kopyalanamaz, alıntı yapılıp kullanılamaz. Ancak habere aktif link verilerek kullanılabilir. Aksi taktirde İstanbul Mahkemeleri yetkilidir.


TAV